Dünya Beş’ten Büyük müdür?

Dünyanın Beş’ten büyük olup olmadığına karar vermek çok da zor değil. En basit tarzda mantık yürütecek olursak bir bütünün parçalarının bütünün kendisinden büyük olamayacağı varsayımıyla dünyanın Beş’ten büyük olduğu sonucuna hemen varırız. Ya da dünyadaki bağımsız siyasi birimlerin sayısının 195 olduğunu hatırlarsak, 5 birimin 195 birimin sadece %2,56’sı olduğu, yani çok ufak bir kısmını oluşturduğu hemen ortaya çıkar. Ancak,  kazın ayağı öyle değil.

Söz konusu Beş’in 2015 yılındaki toplam Gayrisafi Yurtiçi Hasılası 35.652.414.960.840,3 (yaklaşık 35,6 trilyon) dolar olup dünya toplamı olan 73.891.888.588.445,7 doların % 48,25’ini, bir başka ifadeyle yarısına yakın bir miktarını oluşturmaktadır.

BM Güvenlik Konseyi Üyelerinin GSYİH’sı ve Diger Ülkeler

Aynı yıl söz konusu Beş’in toplam nüfusu 1.968.682.249’dur; bu da dünya nüfusunun %26,8’ini oluşturur.

2014 rakamlarına göre Beş’in araştırma geliştirme harcamalarının Gayrisafi Yurtiçi Hasıla içindeki ortalama payı %3,74 olmuştur. Bu da dünya ortalaması olan %2,12’nin üzerindedir. Türkiye’de ise bu oran %1’in biraz üzerindedir.

2015 yılı SIPRI istatistiklerine bakıldığında Beş’in askeri harcamalarının Gayrisafi Yurtiçi Hasılaya göre ortalama oranının %2,86 olduğu, bunun da % 2,27 olan dünya ortalamasının üzerinde olduğu görülür. Yalnız ABD ve Rusya’nın toplam askerî harcamaları, dünya toplamının %40,5’ini oluşturmuştur. Buna Çin’i de dahil edersek üç büyük ülkenin harcamaları %53,65 olur.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Üyeleri ve Diger Ülkeler Nüfusu

2015 yılında her yüz kişi başına düşen internet kullanıcısı sayısı ortalama olarak 78,71 kişi olmuştur. Bu,  dünya ortalaması olan yaklaşık 44 kişinin epey üzerinde olan bir değerdir. Türkiye’de bu 54 kişi olarak gerçekleşmiştir.

2014 yılında Beş’in yüksek teknolojiye dayalı ihracatının toplamı, dünya toplamının %42,33’ü kadar olmuştur. Türkiye’nin bu tür ihracatının Beş’in ortalama değerine oranı ise sadece %1,3 olmuştur.

Yüksek Teknolojiye Dayalı Ürün İhracatı

Netice itibariyle dünya düzeninin değişmesini talep ederken rasyonel ve tutarlı bir mantık üzerinden gitmek gerekir. Bu tür bir talebi dile getirecek ülkenin ise Beş’i karşısına alabilecek güçte olması beklenir.

 

Advertisements

Dijital Çağın Gerektirdikleri

Kısa süre önce Millî Eğitim Bakanı Fikri Işık, ilkokul ve ortaokullarda kodlama dersleri konacağını açıklayınca bunun ne kadar gecikmiş fakat yerinde bir karar olduğunu düşündüm.

Son birkaç yıldır A.B.D. ve İngiltere’de de tartışılan bir konu olduğunu bildiğim için birkaç noktayı yazmakta fayda görüyorum.

Epey bir süredir üniversite hayatı içindeyim ve öğrencilere (gerek lisans ve gerekse lisansürtü düzeylerde) ödevler verdiğimde bazen en basit bazı ödevlerde dahi işin içinden çıkamadıklarını görüyorum. Örneğin bir tablolama programını bile kullanamadıklarına ya da bir güçlükle karşılaştıklarında neyi nasıl araştıracaklarını bilmediklerine, popüler bir ofis programından başka pek bir uygulama tanımadıklarına şahit oluyorum. Bilgisayarların ve otomasyon sistemlerinin hayatın her alanına nüfuz ettiği bir çağda, bilgisayar ve benzeri teknolojilerle iç içe büyüyen, elinden cep telefonunu düşürmeyen, hatta bilgisayar başında saatler geçiren bir neslin böyle bir acemilik içinde olması karşısında hayret etmemek mümkün değil.

Bu da gösteriyor ki, Türk eğitim sisteminde bu konu yeterince ve doğru bir biçimde ele alnmıyor. Gerek ABD’de ve gerekse İngiltere’de kabul edildiği üzere, 21. yüzyılda ülkelerin refahı bilişim ve teknolojiye dayalı becerilerin geliştirilmesiyle olacaktır. Bu nedenle de bilgisayar okuryazarlığından dijital okuryazarlığa geçmek, gerekli becerilerin kazanılması ve çağın gerektirdiği yaratıcılığın beslenmesi için acilen uygulamaya konması gereken bir konu olarak dikkati çekiyor. Yeni nesilleri söz konusu becerilerle yetiştiremeyen bir Türkiye’nin fazla yol alamayacağını kabul etmek gerekir. Dolayısıyla, Millî Eğitim Bakanlığının bu kararı hayata geçirilirse doğru bir adım atılmış olacaktır.